ÇOCUĞUMUZUN ERGENLİKTE NELER YAŞADIĞINI ANLAYABİLİYOR MUYUZ?

Yazar:Nursena Balatekin - Psikoterapist

Ergenlik’ deyince çoğu ebeveynin aklına sancılı bir süreç geliyor. Böyle olması da çok normal, çünkü sonucunda gerçekten muhteşem bir doğum gerçekleşiyor. Çocuklar bu dönemle birlikte erişkinliğe geçiş yaparak bireyselleşmeye başlıyorlar. Bu doğuma hazırlıklı olmak ve sancılardan endişe duymamak için ebeveynlerin ergenlikle ilgili bilgisini ve farkındalığını geliştirmesi önemlidir.  

Yaşadıkları değişimle ilgili bilgi sahibi olmalı, onları da bilgilendirmeliyiz

Ergenlik sürecinde çocuklar biyolojik ve psikolojik birçok değişime uğrarlar. Hormonlarla birlikte farklı kimyasalların devreye girdiği ve fiziksel büyümenin çok hızlı olduğu bir süreç gerçekleşir. Beyinlerindeki karar verme ve muhakeme etme gibi yürütücü işlevlerin gerçekleştiği ön loblarında ciddi bir yapılanma olur. Çocuklar vücutlarında duyumsadıkları bu hızlı değişimleri yorumlamakta ve anlamakta zorlanabilirler. Bu durum onların duyguları arasında hızlı değişimlere yol açar, sık sık kaygı ve mutsuzluk hissedebilirler. Dolayısıyla, bu geçiş süreciyle ilgili bilgilenmek ve onlara da bu bedensel değişimlerinin duygu ve düşünce dünyalarını nasıl etkileyeceğini anlatmak oldukça önemlidir. Kendi bedenlerine yabancılaşmamaları ve duyumsadıkları farklılıkların bu süreçte normal şeyler olduğunu bilmeleri gerekir.

İhtiyaçlarını anlamaya çalışmalıyız

Ergenlik, aynı zamanda kimliksel bir arayış dönemidir. Belirli bir yaşa kadar ailesinin korumasıyla, onların merkezde olduğu bir hayatla büyüyen çocuk ‘Acaba ben kimim, ailemin yardımı olmadan neler yapabilirim?’ gibi sorularla bir sorgulama sürecine girer. Yetişkin olmak demek, ailenin verdiği dünya görüşünü fark edip, sahiplenip onun üzerine kendisini bulmak demektir.

Çocuğun bu süreçteki davranışları ve tepkileri ebeveynlerin tutumlarıyla da ilişkilidir. Çocukların ihtiyaçları bilinmezse yaşadıkları çalkantılar artabilir. Bu durumda ‘Ergen işte…’ gibi cümleler kurmaktansa, ‘Neye ihtiyacın var?’ demek çok daha anlamlıdır. Ergenlik dönemi duyguların ve ihtiyaçların fazlasıyla belirginleştiği bir dönemdir. Bağımsızlaşma denemeleri yapan, kendisiyle ilişki kurmaya, kendisini birey olarak tanımaya çalışan çocuklar, ergenlik döneminde anlaşılmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyarlar. Çocuklarımızı dinlemeliyiz ki sevildiklerini hissetsinler.

Onlara güvenmeli ve sorumluluk vermeliyiz

Bu süreçte, kendi kaygılarımızı onlara yansıtmadan çevrelerindeki dünyayı ve kendilerini keşfetmelerine, düşmelerine, mücadele etmelerine izin vermeliyiz ki kendi potansiyelleriyle tanışabilsinler. Çocuklarımıza her şeyi hazır verdiğimizde, her düştüklerinde tüm imkanları seferber ettiğimizde, birçok deneyimi yaşama fırsatını onların elinden almış ve bu şekilde onlara ‘Sana güvenmiyoruz’ mesajını telkin etmiş oluruz. Bu da onları bizden uzaklaştırabilir. Dolayısıyla deneyimler için alan açan, kabul gördükleri ve anlaşıldıklarını hissettikleri farklı grupları tercih edebilirler. Dolayısıyla sorumluluklar bu dönem için oldukça önemli ve aileler için kurtarıcıdır. Spor, müzik, sanatsal uğraşlar gibi çocuğumuzun kendine ve başka insanlara olan sorumluluklarının arttığı bağlamlar geliştirmek önemlidir. Çocukların, hayatlarını disiplinli hale getirmek zorunda bırakan sorumluluklara sahip olmaları gerekir. Ayrıca sosyal sorumluluk faaliyetleri çok önemli bir rol oynar. Başka insanların dertleriyle dertlenen, yetiştiği çevre ve imkanlardan farklı hayatlarla temas eden, başkaları için bir şey yapmak için teşvik edilen gençler, kimliksel arayış dönemlerini ve gençlik enerjilerini yapıcı işlere aktarmak adına çok kıymetli bir alan edinirler. Gençlerin, hayat veren işlerle meşgul olduğu, üretim yaptığı, paylaştığı, kendi kabiliyetlerini kullandığı faaliyetler onları sürekli ‘almak isteyen’ tatminsiz bir varoluş konumundan, ‘veren’ varoluş konumuna geçirir.

Duygusal bağlarımızı güçlendirmeliyiz

Ergenlik döneminde çocuğun bireyselleşme çabası bizde kaygı yaratabilir fakat bunun çözümü kuralları katılaştırmak ve denetimi artırmak değil, bağları güçlendirmektir. Teknolojinin geliştiği ve yaygınlaştığı bir çağda çocuklarımızı kontrol etmek, onlardan haberdar olup gözümüzün önünde tutmak maalesef artık pek mümkün değil. Günümüzde ebeveyn kontrolü çok sınırlı durumdadır. Gözümüzün önündeki çocuğun elindeki ekranla nerelere gittiğinden, kimlerle ilişki kurduğundan her an haberdar olamayız. Bu nedenle bu dönemde çocuklarımızı koruyacak şey kurallarımız değil, kurduğumuz güçlü duygusal ilişkidir.

Evlatlarımız için nereye gittiklerini değil ama nereye döneceklerini belirleme imkanımız var. Er geç güvenli gördüğü, sevildiğini ve kabul gördüğünü bildiği, bireyselliğinin desteklendiği alana dönecektir. Risk grubu ergenler aileye dönmeyen, aileden çekinen gruptur. Ergenlik döneminde çocuğun akranlarıyla daha fazla vakit geçirmek istemesi normaldir. Bu durumu kişisel yorumlayıp olumsuz değerlendirmemeli, çocuğun bu yöndeki ihtiyacını anlamalıyız. Akran hareketlerinin bazılarının riskli olabileceği bu çağda, evlatlarımızın kalplerine hitap eden güçlü aile ilişkileri kurmazsak onları uzun vadede bize yabancılaşmış bulabiliriz.

Evlatlarımızdan önce kendimize rehberlik etmeliyiz

Ergenlik dönemini ebeveynler olarak sıkıntılı görebiliriz, ancak sıkıntılara nasıl baktığımızı fark etmekte ve bunların da dalgalar gibi gelip gececi olduğunu anlamaya çalışmakta fayda var. Dalgalar, onunla savaşmazsak, doğru oyunu kurarsak çok keyiflidir. Mesele bizim tutumumuzda gizlidir. Evlatlarımıza şefkatli olmak için önce kendi içimizdeki ergene şefkat gösterip onun ihtiyaçlarına kulak vermek, bu süreci bizim için de keyifli bir keşfe dönüştürür.

Ergenlik biyolojik olarak belirli bir yaşla sınırlandırılmışsa da aslında kişinin uzun bir süreç içinde deneyimlediği, doygun yaşanmadığı takdirde orta yaşlara kadar uzayabilecek bir dönemdir. Kendimizi anlaşılmamış, aidiyeti sarsılmış, biraz kaybolmuş ve arayış içinde hissettiğimiz zamanlarda içimizdeki ergenin uyanışına kulak vermeli, olgun yönümüzle onu dinlemeli ve kuşatmalıyız. Evlatlarımıza rehberlik edebilmek için önce kendimize rehberlik etmemiz gerekir. Ergenlik döneminde çözülmemiş meseleler, bazen kendi çocuklarımızın ergenlik sürecine de zorlayıcı şekilde yansıyabilir.

 

 

 

YAZARIMIZ HAKKINDA

Nursena Balatekin
Nursena Balatekin
Psikoterapist
Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümünden mezun oldu. Bahçeşehir Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Üniversite eğitimi sırasında aldığı burslarla Amerika’da Western Kentucky University’de ve Almanya’da Heinrich-Heine-Universität’te eğitimini tamamladı. University College London’dan araştırma bursu, Sussex Üniversitesinden ise yüksek lisans bursu aldı. Avrupa Birliği tarafından sağlanan bursla Macaristan’da farklı yaş gruplarında bireysel ve grupta oyun dinamiğini kullanmak adına eğitim aldı. Dr. Mustafa Merter ile psikoterapi ve bireysel öğrenim analizi eğitimine devam etmektedir. Türkiye’de NP Beyin Hastanesi, rehabilitasyon merkezi, engelliler merkezi, yaşlı bakım evi ve çeşitli eğitim kurumlarında staj yaptı. Lisans eğitimi sırasında kendi bölümü ve farklı bölümlerdeki akademik çalışmalarda aştırma asistanı olarak görev yaptı. Uluslararası Global Aktivne Derneği’nin saha çalışmalarında yer aldı. Hatay bölgesindeki Suriyeli sığınmacılara psikososyal destek vererek Suriyelilerin Topluma Harmonizasyonu ve Eğitimcilerin Eğitimi Projesi’nde çalıştı. 2017-2020 yıllarında Kaşif Eğitim Mentorlük kurumunun yönetim kadrosunda yer aldı ve kurum psikoloğu olarak görev yaptı. Nicel ve nitel, ulusal ve uluslararası çeşitli yayınları bulunmakta. Şu anda ergen ve yetişkin psikoterpisti olarak çalışmakta ve Çocuk İçin İçerik Derneği bünyesinde içerik incelemeleri yapmaktadır.

Yazarın Makaleleri

YORUM & DEĞERLENDİRME



EN SON YAYINLANAN YAZILAR

Çocuğumuzda Oluşan Deprem Kaygısını Nasıl Yönetebiliriz?
Depremle ilgili sıkça karşılaşılan uyarıcı içerikler, çocuklarda kaygıya neden olabilir.
Dijital Oyunların İletişim Özelliği Büyük Risk Oluşturuyor
Dijital oyunlarda çevrimiçi iletişimin riskleri her geçen gün artıyor.
Teknoloji Bağımlılığı Nedir, Ne Değildir?
Bağımlılık, kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır.
Çocuğumuzun Dijital Dünyası Ne Kadar Güvenli?
Tatil Dönüşü Çocuğumuzun Okula Uyumunu Nasıl Kolaylaştırabiliriz?

İLGİLİ YAZILAR

YAZARLARIMIZ

X

Çocuğunuz için uygun olabilecek içerikleri bulun